zeynep's profileZeynooPhotosBlogListsMore Tools Help

Blog


    April 11

    anlamli 4 guzel siir

    Bir Gün Anlarsın
     
    Uykuların kaçar geceleri
    Bir türlü sabah olmayı bilmez
    Dikilir gözlerin tavanda bir noktaya
    Deli eden bir uğultudur başlar kulaklarında
    Ne çarşaf halden anlar, ne yastık
    Girmez pencerelerden beklediğin aydınlık
    Kapanır yatağına çaresizliğine ağlarsın
    Onun unutamadığın hayali
    Sigaradan derin bir nefes çekmişcesine dolar içine
    Sevmek ne imiş bir gün anlarsın
    Bir gün anlarsın aslında her şeyin boş olduğunu
    Şerefin, faziletin, iyiliğin, güzelliğin
    Gün gelir de sesini bir kerecik duymak için
    Vurursun başını soğuk taş duvarlara
    Büyür gitgide incinmişliğin, kırılmışlığın
    Duyarsın
    Ta derinden acısını çaresiz kalmışlığın
    Sevmek ne imiş bir gün anlarsın
    Bir gün anlarsın ne işe yaradığını ellerinin
    Niçin yaratıldığını
    Bu iğrenç dünyaya neden geldiğini
    Uzun uzun seyredersin de aynalarda güzelliğini
    Boşuna geçip giden yıllarına yanarsın
    Dolar gözlerin için burkulur
    Sevmek ne imiş bir gün anlarsın
    Bir gün anlarsın tadını sevilen dudakların
    Sevilen gözlerin erişilmezliğini
    O hiç beklenmeyen saat geldi mi
    Düşer saçların önüne ama bembeyaz
    Uzanır gökyüzüne ellerin
    Ama çaresiz
    Ama yorgun
    Ama bitkin
    Bir zaman geçmiş günlerin uykusuna dalarsın
    Sonra dizilir birbiri ardınca gerçekler acı
    Sevmek ne imiş bir gün anlarsın
    Bir gün anlarsın hayal kurmayı
    Beklemeyi
    Ümit etmeyi
    Bir kirli gömlek gibi çıkarıp atasın gelir
    Bütün vücudunu saran o korkunç geceyi
    Lanet edersin yaşadığına
    Maziden ne kalmışsa yırtar atarsın
    O zaman bir çiçek büyür kabrimde kendiliğinden
    Seni sevdiğimi işte o gün anlarsın
     
    Ümit Yaşar Oğuzcan
     
     

    Tek Kişiliktir
     
    tek kişilik kalabalıktır aşk.
    aşk tek kişiliktir; ikinci bir kişiye bilet yoktur.
    kendinin yayasıdır aşkta ikinci kişi,
    kendinin mayası; herkes sevgisini sever...
    aşk nedir incil'e göre? nedir tevrat'a, zebur'a, kurân'a göre?
    bu kitaplardaki aşklar küfürler neyin rengine göre?
    insandır, insan aslolan, insana göre
    bir bedeni o kıyısızlığa bırakma saati geldiğinde gitmek bir yalnızlıktır.
    bütün gitmeler bir yalnızlıktır kalmaya göre...
    sevginin ve cesaretin cesetleriyle günler ağır ve kirli tortusunu bırakırken ömrümüze; günler, düşlerimize, özlemlerimize...uzaklığın şakağında kaç namlu kimbilir yakın olmasın diye?
    sonra biz buradan uçurumlara teslim olan gençliğimizle!
    en rezili belki parayla insan arasındaki yalnızlıktır; hiçbir inanç, hiçbir ideoloji, hiçbir aşk, hiçbir kitap bu yalnızlığın kurallarını bozamıyor
    bu da bir yalnızlıktır...
    'yalnızlık bir yağmura benzer'
    yağmurdan önce biz, bütün çılgınlıkları bir bir bölüştük, bir bir türküleri, telaşlı koşuşları, bir bir silahları, tabuları, ayrılıkları; çoğaltıp yalnızlığımızı feodal tekkelerde ellerimizin üstünde bir el bile yokken bölüştük vuruşları.
    sonra bir geceydi ve yalnızdık; çoğalttık susuşları...
    yağmura yakalandığımız geceye çarptık; geceye olmadı.
    ama biz paramparçaydık!
    ve hayat gaspetti o mağrur duruşları...
    hâlâ dağların üstünde, zambakların içinde işte şu hayat; destan ve yalnız hayat!
    yalnızlığa halay halay ellerim;
    kırılası kırılası ellerim!
    benim ellerim, yuh ellerim, şair ellerim...
    kalemimi silahıyla koruyan, kalemi de silahı da yalnız ellerim;
    'yalnızlık bir yağmura benzer'
    yağmurda sırılsıklam ellerim...
    daha birileri biryerlerde yaralardan söz ediyor; sonra binlerce ses o bir sesin üstüne, belki de yüzbinlerce...
    ama kime anlatılır ki yara, orada yara olarak yalnız.
    yarayı anlatan, anlatırken; yara ise orada yara olarak yalnız!
    destan ve yalnızdır hayat kırılası ellerim!
    herkes kendine göre bir yalnızlıktır!
    İyi ki doğmadınız hiç doğmayanlar ya da doğması olasılık kalanlar, doğarken biz de spermdeki olasılık kadardık; o olasılıkla doğmak veya doğmamak üzere yalnızdık.
    şimdi de yaşamak ve ölmek hâlâ bir olasılıktır.
    hep mengenede, kaderde en çok da yaşamak bir olasılıktır.
    sevişmek ey, yaşamak bir olasılıktır!
    yalnızlığı sevişirken eksiltiyor, eskitiyor ve eskiyoruz...
    seviştiğim gece emzirdiğim gecedir,
    özümü katarım ona;
    geceyi kanatırım gece beni kanatır.
    gece insanlığımız
    insanlığımız ise yalnızlıktır...
    giderek insanlaşıyor, uygarlaşıyor ve insansızlaşıyoruz...
    'görgü tanıklarının ifadelerine göre'
    günlerin dağınık yüzü ter ve keder içinde;
    zanlıları her sabah o resmi geçitlerde...
    işte hayatlarımız intiharların ve cesaretlerin sustuğu yerde;
    hayatlarımız diğer hayatların da cesetleriyle...
    hayatlarımızda kimselerin bilmediği yalnızlıklar;
    ama kimseler bilse de bilmese de yalnızlık var ey bütün yalnızlıklar!
     
    Yılmaz Odabaşı
     

    Seni İçimden Terk Ediyorum
     
    binmediğim hiçbir otobüs
    beklemediğim hiçbir durak kalmadı bu şehirde
    gittikçe azalıyor hayat
    neyi erken yaşadıysam
    hep ona geç kalıyorum
    sana göçüyorum her sonbahar
    yolların çıkmıyor aşkıma
    unuttuğun yağmurların adı saklımda
    seni içimden terk ediyorum
    susmaktan yoruldum
    kuşlar ve şarkılar bu şehri terk edeli beri
    efkar demliyorum gözlerimde
    yaşlarımı yanağıma varmadan öldürüyorum
    tam sancağımdan yaralıyorum kendimi
    alnını yüreğime dayadığın güne bakıp
    seni içimden terk ediyorum
    ne unutacak kadar nefret ettin
    ne hatırlayacak kadar sevdin
    yıkık bir duvar kadar bile pişman değilsin
    biliyorum
    beni hep bulmamak için aradın
    yanılgımdın
    yandığımdın
    yangındın
    sensizliğe yenilmek
    sana yenilmekten zor olsa da
    ardımda bir sürü belkiler bırakarak
    seni içimden terk ediyorum
    şimdi
    içimizde öldürülecek bir anı bile bulamayan
    iki yarım kaldık
    tamamlayamadık bizi
    elimden tutmadın yalnızlığımın
    saçlarımı da uzaklarına gömdün
    içimin mavisi senin okyanusundandı
    al geri veriyorum
    kilitleri hep yanlış kapılara vurdun
    devrilmiş vagonlara dönerken gözlerim
    sana bensizliği terk ediyorum
    yarime uzanmayan bütün dallarım kırılsın demiştin
    aşk içinde doğmuşsa nereye kaçabilirdi
    ne tuhaf değil mi
    içimi acıtanda sendin
    acımı dindirecek olanda
    ya öldür beni dedim
    ya da git benden
    içi bulanık bir sevdanın ucunda seni kaybettim
    aldırmadın aldırmalarıma
    bir gecede yakıp yarini
    şafaklara sattın ihanetini
    külüme basanlar bile utandı yaptığından
    işte soluk bir ömrün
    son nefesi
    benden
    içimden
    terk ediyorum
     
    Kahraman Tazeoğlu
     
     
     

    Yaşadıklarımdan Öğrendiğim Bir Şey Var
     
    Yaşadıklarımdan öğrendiğim bir şey var:
    Yaşadın mı, yoğunluğuna yaşayacaksın bir şeyi
    Sevgilin bitkin kalmalı öpülmekten
    Sen bitkin düşmelisin koklamaktan bir çiçeği
    İnsan saatlerce bakabilir gökyüzüne
    Denize saatlerce bakabilir, bir kuşa, bir çocuğa
    Yaşamak yeryüzünde, onunla karışmaktır
    Kopmaz kökler salmaktır oraya
    Kucakladın mı sımsıkı kucaklayacaksın arkadaşını
    Kavgaya tüm kaslarınla, gövdenle, tutkunla gireceksin
    Ve uzandın mı bir kez sımsıcak kumlara
    Bir kum tanesi gibi, bir yaprak gibi, bir taş gibi dinleneceksin
    İnsan bütün güzel müzikleri dinlemeli alabildiğine
    Hem de tüm benliği seslerle, ezgilerle dolarcasına
    İnsan balıklama dalmalı içine hayatın
    Bir kayadan zümrüt bir denize dalarcasına
    Uzak ülkeler çekmeli seni, tanımadığın insanlar
    Bütün kitapları okumak, bütün hayatları tanımak arzusuyla yanmalısın
    Değişmemelisin hiçbir seyle bir bardak su içmenin mutluluğunu
    Fakat ne kadar sevinç varsa yaşamak özlemiyle dolmalısın
    Ve kederi de yaşamalısın, namusluca, bütün benliğinle
    Çünkü acılar da, sevinçler gibi olgunlaştırır insanı
    Kanın karışmalı hayatın büyük dolaşımına
    Dolaşmalı damarlarında hayatın sonsuz taze kanı
    Yaşadıklarımdan öğrendiğim bir şey var:
    Yaşadın mı büyük yaşayacaksın, ırmaklara, göğe, bütün evrene karışırcasına
    Çünkü ömür dediğimiz şey, hayata sunulmuş bir armağandır
    Ve hayat, sunulmuş bir armağandır insana.
     
    Ataol Behramoğlu
    January 14

    Her Sey Sende Gizli

    Her Şey Sende Gizli

    Yerin seni çektiği kadar ağırsın
    Kanatların çırpındığı kadar hafif..
    Kalbinin attığı kadar canlısın
    Gözlerinin uzağı gördüğü kadar genç...
    Sevdiklerin kadar iyisin
    Nefret ettiklerin kadar kötü..
    Ne renk olursa olsun kaşın gözün
    Karşındakinin gördüğüdür rengin..
    Yaşadıklarını kâr sayma:
    Yaşadığın kadar yakınsın sonuna;

    Ne kadar yaşarsan yaşa,
    Sevdiğin kadardır ömrün..
    Gülebildiğin kadar mutlusun
    Üzülme bil ki ağladığın kadar güleceksin
    Sakın bitti sanma her şeyi,

    Sevdiğin kadar sevileceksin.
    Güneşin doğuşundadır doğanın sana verdiği değer
    Ve karşındakine değer verdiğin kadar insansın
    Bir gün yalan söyleyeceksen eğer
    Bırak karşındaki sana güvendiği kadar inansın.
    Ay ışığındadır sevgiliye duyulan hasret
    Ve sevgiline hasret kaldığın kadar ona yakınsın
    Unutma yağmurun yağdığı kadar ıslaksın
    Güneşin seni ısıttığı kadar sıcak.
    Kendini yalnız hissettiğin kadar yalnızsın
    Ve güçlü hissettiğin kadar güçlü.
    Kendini güzel hissettiğin kadar güzelsin..

    İşte budur hayat!
    İşte budur yaşamak, bunu hatırladığın kadar yaşarsın
    Bunu unuttuğunda aldığın her nefes kadar üşürsün
    Ve karşındakini unuttuğun kadar çabuk unutulursun
    Çiçek sulandığı kadar güzeldir
    Kuşlar ötebildiği kadar sevimli
    Bebek ağladığı kadar bebektir
    Ve her şeyi öğrendiğin kadar bilirsin bunu da öğren,
    Sevdiğin kadar sevilirsin...
    July 09

    AMASRA

     
     
    Barış Akarsu - Amasra
     
    Toprak kokan şehir
    Deniz kokan şehir
    Sevda kokan şehir

    Büyüsüyle bekler seni
    Caddeler ıslak gözyaşlarıyla

    Gitmem bu gece gidemem artık olmasanda
    Gitmem bu gece olmasanda

    Hava ile bütün
    Su ile bütün
    Güneşle bütün şehir

    Bıraktığın zamanki gibi
    Loştur heryer hayalin gibi

    Gitmem bu gece gidemem artık olmasanda
    Gitmem bu gece olmasanda

    Oysa artık düşlerimde Yanlızlık da aşktır bu şehirde
    Karanlıkta aşktır sensizlikte

    Gitmem bu gece gidemem artık olmasanda
    Gitmem bu gece olmasanda

    June 27

    KaLBime GoMeRiM OZaMaN,,!

    "Kalbime gomerim ozaman"
     
    Sonunda bitti galiba goruyorum
    icimde can cekislerini duyuyorum
    Sozlerin cok acitiyor oluyorum
    Keske bastan soyleseydin gidiyorum
    Nasilsa koymaz sana biliyorum!!!!!
     
    Kalbime gomerim ozaman
    Unutupta silerim ozaman
    Alt tarafi ask buda iste
    VAZGECILMEZMISIN? AMAN
     
    Sananeki agliyorsam
    Deli gibi istiyorsam
    Hala seni seviyorsam
    Sanane anlamiyorsan
     
    Yalanmis herseyin bilemedim,
    Saklamissin Nefretini goremedim
    Olmayinca olmuyor sen sevemedin
    Yazilmis kadere ayrilik silemedim
    Alistim zor olsada kabullendim
     
     
    Kalbime gomerim ozaman
             Unutupta silerim ozman
                Alt tarafi ask buda iste
                      Vazgecilmezmisin aman!!!!!
     
     
    Sananeki agliyorsam
          Deli gibi istiyorsam
                 Hala seni seviyorsam
                           Sanane anlamiyorsan.........
     
     
     
     
     
     
    June 15

    Tutamadim verdigim sozleri

    Susmalıydı bugün herkes yakalandık bir kez
    Ölümse çok yakındı kandırıldık son kez
    Önüne gelen herkesi ez olmadı mı kes
    Felsefeniz çok gariP insanlar ayrı bi tiP
    KoPucaksa koPsun iP bitecekse bitsin
    Beni sevmeyen varsa SİKTİR oluP gitsin
    Sensin ve senin sesin
    Yeter artık kesin
    Rüzgar gibi dert eser bugün burada kesin
    KolPa olan dostlarım bu sözleri yesin
    Gözlerini kaçırmadan kulak veriP dinlesin
    İnlemeler fazla sürmez bu raP bitmez
    Duygusala bağlamışız tek bir çiftte yetmez
    Yemez mi gözün acaba evet her safhada
    Ama kimsenin kalbini isteyerek kırmaz
    Biraz umursamaz ama duygu var az biraz
    Yaramaz çocuklar gibi gözyaşım akmaz

    Tutamadım verdiğim sözlerimi
    Silemedim yaşlı gözlerini
    Ölüm yakın görüyorum izlerini
    Haydi son bir defa tutayım ellerini
    Tutamadım verdiğim sözlerimi
    Silemedim yaşlı gözlerini
    Ölüm yakın görüyorum izlerini
    Haydi son bir defa tutayım ellerini


    Derdime derman olabilecek yolu bilecek, hatta yolabilecek, kovabilecek
    Olasılıklardan beni uzak tutun
    Bağlamaz ağlamaz gözlerim artık ruhum beni terk etti (ah) yalnızım
    Alın yazımı kim yazdıysa kim koyduysa beni bu dünyaya
    Alayına lanet bir bira uğruna can yakabilirim
    Boş kadehlerde düşmanım
    Bir sigara için katilim adiyim acımayın
    Tutamadım sözlerimi affet
    Yak bakalım mahvet katlet bedenimi jiletlerle bedenim toPrak olsun
    Seninde çiçeğin solsun dolsun gözler tutamadığım eller ellerin oldu
    ŞaraP benim mekan emniyet haraP benim dikkat et veled
    İster lanet oku ister çek vur dertler bitecekse beni durdur kendimi vurdur
    Namusuma bedenim surdur.


    Tutamadım verdiğim sözlerimi
    Silemedim yaşlı gözlerini
    Ölüm yakın görüyorum izlerini
    Haydi son bir defa tutayım ellerini
    Tutamadım verdiğim sözlerimi
    Silemedim yaşlı gözlerini
    Ölüm yakın görüyorum izlerini
    Haydi son bir defa tutayım ellerini


    Hangi sözü tuttu kaderim hangisi
    Çile varya bendeki harbici
    Çekinmeden yazar dedim ben kalkamaz ama düşer dedim ben
    GÖTVEREN ler mi beni sevecek
    Beklemem bir gün geri gelecek
    Hiç bir laf etmeyiPte gidecek
    Kim derdi bir gün geri gelecek
    Dönmeseydin keşke geri git
    Hangi cehennemden geldiysen
    Sevmiştin tabi bir aralar İT
    Git bu şarkıyı dinlediysen
    Sevgim değil kinim yazdı
    Dengim değildi zati böcek
    Bak bu örümcek ağı örücek
    TakılıP kalıcak sinek ölücek
    Vede başka kimseyi sevemeyecek
    Benim onu artık sevmediğim gibi
    Başka kimseyi göremeyecek
    Benim onu görmek istemediğim gibi
    Görmediğim gibi anlamadın
    Sevmediğim gibi sallamadım
    Yalanlamadım ki tamam doğru
    Bu gece gelmedi yine benim uykum
    Yine seni duydum yazıklar olsun
    Yine beni buldun affetmedim
    Yalan söyledin katletmedim
    Kimsenin içindeki duyguları
    Duymak istemem alkışları
    Temmuz ayında yaşar kışları
    İşkencelerimi sende çek
    Kimse duymayacak haykışları

    Tutamadım verdiğim sözlerimi
    Silemedim yaşlı gözlerini
    Ölüm yakın görüyorum izlerini
    Haydi son bir defa tutayım ellerini
    Tutamadım verdiğim sözlerimi
    Silemedim yaşlı gözlerini
    Ölüm yakın görüyorum izlerini
    Haydi son bir defa tutayım ellerini


    İçten yazdım sözler yetmez hastalık bitmez çevremde
    Yanında yanan ve sonuna kadar seninleyim anne
    Öl de öleyim ,gülde güleyim, sev de seveyim senin için (ah)
    Sensiz ben bir hiçim kan ağlar heP gözlerim
    Sevmek zordu ben sevdim tek sevgilim sensin
    Bitmedi dertler dostlar namertler hepsi sertler
    Tuttuğum dal kalmadı istedim ama olmadı
    YaPamadım anne affet İstanbul bu lanet
    Hayallerim yine olmadı izleri gözükür ölümün
    Hatıralar beni sarmadı isterim bir umut günümün
    Gün batımı ben ayyaşım bir köşe başında kaymışım
    Almış kafamı gitmişim (bak) düşler Peşimden sürükler
    Terse gider düşler gümüşler benim için sahte gözyaşlarıysa
    Bedelimi ödedim Pervuatse kahPe
    Gün batar bense karanlıkta yelken açtım
    Yeni bir darbe kaPanır Perde beni yere serde bitsin artık bu işkence
    Söylediklerimi aklından çıkar geçerli değil çünkü onlar
    Sizinle olsun sıcak kucaklar şimdi çek git göründü yollar
    Bu sokak bu gece çok karanlık kim Peki dostum arkamı kollar
    Aşkımız markalara endeksli Peki bir yürek kaç dolar
    Böyle olmaması lazımdı Planlar böyle kurulmadı
    Mahkememdesin sanık sensin tahmin ettiğin gibi yargıcın
    Mümkünse arama bir daha çek git midemdeki sanki gastirit
    Yani senle bi alakası yok
    Son bir lafım var HASTİRİT

    Tutamadım verdiğim sözlerimi
    Silemedim yaşlı gözlerini
    Ölüm yakın görüyorum izlerini
    Haydi son bir defa tutayım ellerini
    Tutamadım verdiğim sözlerimi
    Silemedim yaşlı gözlerini
    Ölüm yakın görüyorum izlerini
    Haydi son bir defa tutayım ellerini

    June 12

    alisma bana

     
    ALışma ßana,ne yapacağım ßeLLi oLmaz, ßugün varım, yarın ßirden yok oLurum... Dokunma ßana, kapanmamış yaraLarLa doluyum, canımı acıtma ßi yara da sen açma... Sevme ßeni, yoğun duyguLarımda kayboLursun, tutuştururum... İsteme ßeni, yasakLarLa ßoğuşursun, engeLLerLe doLuyum... Çözmeye çaLışma sakın, seninLe karışır iyice kördüğüm oLurum... AnLama ßeni, ßen kendimi anLarım, ßen ßöyLe mutLuyum... A$kı yaşatmamı isteme asLa, ßen A$ka yıLLardır inanmıyorum... Güveniyorsan kendine inandır ßeni A$kın varLığına,sonucunda öyLe ßi A$k yaşatırım ki, vazgeçemezsin, tutkun oLurum... YıkabiLirsen duvarLarımı, sakın ßırakma ßeni, tüm tutkuLarım ve gücümün arkasında, haLa minik ßir çocuğum, ßüyütemezsen kayboLurum...!
    Uzaklaş!

    Yoksa sana dokunurum, yoksa yasak tanımam,
    günahkâr olurum, günahım olursun..!
    Kaç!
    Görme, görürsen hatırlama, hatırlarsan ağlama..!
    Gelme!
    Yoksa sana dokunurum, dudaklarına konarım,
    gözlerini esir alırım kölem olursun, gecelerce kölen olurum...
     
    June 02

    Cocugunuza bunlari OgRetin,,,,,

     
    Çocuklarınızı iyi yetiştirin. Doğruları söyletin. Canı istemediği için çalışmadığında elektrikler kesikti demesin. Vazoyu kim kırdı dediğinizde ben kırdım diyebilsin. Sorumluluk almayı öğretin.Sadece kendi üzerine düşeni yapıp kenara çekilmemesi gerektiğini; her zaman her yerde herşeyden sorumlu olduğunu öğretin. Birini ezmeden de yukarılara çıkabileceğini hatta bazen yukarılar denilen şeyin çıkılmasada olur bir yer olduğunu öğretin. illa birini örnek alsın diyorsanız Mustafa Kemal'i öğretin. Kızlarınızı iyi yetiştirin. Kendi kendilerine yetmeyi öğretin.
     
    Namuslu olmanın yürekten geçtiğini öğretin. Evden çıkar çıkmaz ilk köşede eteğinin boyunu kısaltmasına gerek olmadığını öğretin. istediğini giymeyi öğretin . insanın ahlakının sadece kendi beyninde
    olduğunu öğretin. Kıskanılmanın sevilmeyle aynı olmadığını öğretin. Kıskanılmanın güzel, saygısızlığın kötü olduğunu öğretin. Beni çok kıskanır, dışarı çıkarmaz, şunu bunu giydirmez diyen adamla gurur duymamayı, bunun aslında kendine hakaret olduðunu öğretin. Arayıp neredesin ; kiminlesin vs. diyen adama seni tanımadan önce nasıl davranacağımı bilmiyor muydum haddini bil demeyi öğretin. Eşlerini aldatan erkeklerin yanındaki ikinci kadın olmamayı öğretin.Erkeklerle sadece arkadaş olunabileceğini çünkü onların da sadece insan olduklarını öğretin. Oğullarınızı iyi yetiştirin. Karşı cinse saygı duymayı öğretin. Gece yarısı evine dönen kadının aranmadığını öğretin. Bir kadının omzuna arkadaş olarak da sarılabileceğini öğretin. Dokunmaktan korkmamasını öğretin. Sevmenin değer verme olduğunu öğretin. Sahip çıkmayla sahibi olmanın farklı olduğunu öğretin.

    Bütün gençliğini birileriyle beraber olmaya çalışarak geçirdikten sonra kimseyle beraber olmamış birini bulup evlenmeye çalışmanın ikiyüzlülük olduğunu öğretin. Bulunmaz hint kumaşı olmadıklarını; olsalar bile burun silinen mendillerinde kumaştan yapıldığını; hiçkimseyi küçük görmemeyi öğretin.

    AMA ÖNCE KENDİ İÇİNİZDEKİ ÇOCUĞA ÖĞRETİN......

    -----------------------------------------------------------------------------------------
    ... Ya Herşey'im, Ya Hiç'im Sorma > Dünya < Ne Biçim Bir Kör Düğüm Ki İçim Çözdükçe - Dolanıyor...!!!
    October 01

    yarali yurekler

     

     

    Gokyuzu agliyor ,ben agliyordum o gece, sana degil hayaline akar gozyaslarim , silmesende olur gozyasimi yagmurlarda gizledim,ne olur gelme terketme beni aciya tasimaz yuregim baharlar ertesi senden kalan bir hicran yarasina daha, ne olur gelme sevme bir daha..

     

     icimde bir sen birde senden ote yarali sevdalar var,icimde kanadi kirik sevdayi inat yasatan biri var,dogacagi gune saklarmiyim canimi bilemem,dinmez sozunler varda sende sen korkma yasamak husran  canim canima siper belki kalamam dogacagin gune..

     

     icimde kullerin kor hala bilirmisin kayboldugun diyarlarinda ne yone gitsem sen varsin, adin kazilmis sevda cikmazlarina bayram yeri yuregim gormek seni sensin sevdamin rengi….

     

    agir bir kursun gibi coker icime, vurmam yuzume hasretini kimseler bilmez agir agir olurum kursun olmus sevdani cektikce dibe ,sensizlik tutmusya kose baslarinda ne fayda ,adin yazar ama derinlerinde bilirim, bir haram  geceden sabaha cikmaz sokaksin gonlume yuzunu her gordugumde…

     

    Gozlerimi kapamiyacagim bu gece  bilmezsin sen askimdan arta kalandi ruyalarim ben hic uyumadim senden once olurya belki birakip gidersin diye her sabah aksamdan kalma bir umuda gozlerimi actim,sen bilmezsin anlatamadim bende esir hala ruyalarim dusler yetmez yasaklim ne olur gitme gozlerimi kapamiyacagim bu gece….

     

     Gunahim seni sevmekse vur gonlume,git git ama gidersen bir daha gelme, gidersen bir daha sevme.

     

    Ruyalar calarim sen yoksan yanimda mevsimlerden hasat hayalllerim toplanmis gozyasim icime akar yuregim bozkirlarinda yoklugun acitir ya ruyalar calarim aksamdan sabaha…

     

     

    March 19

    Desem ki?

    "Desemki ;
    Bunalmis daralmişim;
    Bir battaniye olmuş, sarılmuş ruhuma hüzün
    Bedenim ateşten ,
    Yüreğim Kederden titrer

    Desem ki;
    Gurbette sıla,
    sılada gurbet özlerim,
    yar yanında hasret,
    hasrette yari düşlerim
    Hem hamurdan Hem çelikten zincirlerim Yani,
     
    Ne çekilen,
    ne geçilen ne yenilen ,
    nede yutulan değilim,
    çıkmaz mısın çileden



    Desem ki;
    Ben benden Ben dünyadan geçmişim
    Ne Ay doğar,
    Ne güneşim
    Çok söylesem de sessizim,
    konuşur musun dilimden?

    "Sus" desem
    Sormazmısın neden diye?
    Sessizlikte uçuşur bazen cümleler yasaklar mısın yüreğinle?

    Desem ki
    Çocuksuz bir park gibiyim kaderin içinde saklanır sevinçlerim
    Ağlarken gülümserim
    Yağmur gibiyim biraz hem bereket,
    hem seldir getirdiğim
    eyvallah der misin korkmadan,
    yakınmadan,

    Severim seni ;
    yağmuru, türküleri nasıl seversem
    Gözü yaşlı,
    bagri yanık olmam istersen durduk yere içlenip,
    olur olmaz dertlenmem,
    çok okuyup,
    çok yazmam çok düşünüp,.
    çok hissetmem ama böylede sevmem o zaman
     
    Yolumuz çetrefil,
    yolumuz yokuş birlikte varken,
    ayrıyken yokuz içli bir şarkının ölümsüz güftesi
    hoyrat bir şiirin en biçare dizesiyiz
    Aynı meydanda,
    iki inatçı general

    Desem ki;
    Korkuyorum kazanmaktan
    en az kaybetmekten kokrtuğum kadar
    Ve
    Desemki Yoruldum savaşmaktan
    Artık çırılçıplağım;
    soyundum zırhımdan yaralarim,
    zaaflarimi küllenmiş sevdalarimla karşındayım
    Ulaşılmaz değilim artık sıradanım.
    Hala Kara mı sevdan ?